Sanal Dünyanın Cazibesi

129 defa okundu Yorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı

Eskiden çok sık duyduğumuz bir olay vardı. Telefon arkadaşlığı. İnsanlar gerçek hayattan sıkıldığı için kendilerine yeni bir dünya arayışına girmişlerdi. Hatta telefondaki tanışıklığı, gerçek hayata taşındıktan sonra evliliğe ya da canciğer dostluğa ulaşanlar bile olmuştu. O kadar çok örnek ortaya çıkmıştı ki, belli zaman sonra bu olayı yadırgamak, yadırganır hale gelmişti. Çevirmeli telefonlardan tuşlu telefonlara miras kalan bu olay, kısa bir süre sonra yerini GSM’ler yani cep telefonlarının mesajlarına bırakmıştı. Yanlışlıkla ya da yanlışlıklaymış gibi gönderilen mesajların sonucunda, insanlar güzel dostluklar kurmak için yeni bir vasıta bulmuş oldular. İş hayatının sıkıcılığı ve sosyal hayatın sıklığını yitirdiği hatta sıfıra indiği günümüzde hayatın dikenlerine dayanamayacak hale gelen insanlara bu şekilde yeni koltuk değnekleri bulunmuş oldu. İnsanlar bir anda kendilerini gerçek dünyanın dışında bir alemde buldular, yürürken, koşarken, konuşurken bu alemi akıllarından çıkarmayı başaramıyorlardı.Özellikle, 1994’te İnternet denilen efsanevi olayın başlaması, hele son 2 yılda, hatta son 6 ayda akıl almaz bir şekilde yaygınlaşan ağların ağı İnternet’in adaletli bir tavır sergilemesi sonucu insanların, kendilerini atabilecekleri yeni bir aleme kavuşmuş oldular. Bu alemin en büyük özelliği ayda 9-19 $ paket parası veren, saatte 100-125 bin TL telefon ücreti ödeyen herkese eşit davranıyor olması. Giriş sırasında; dil, din, ırk, görüş, parti, cemaat gibi etnik özelliklere ait sorular ile yaş, cinsiyet, göz rengi, saç rengi, sosyal statü gibi dış görünüş ve yaşam tarzına ait sorular sorulmadığı için İnternet’i “oldukça demokratik” olarak nitelendirebiliriz. İşte bu olduça demokratiklik, insanların kendini daha rahat hissetmelerini sağlamış, gerçek hayatta iken bile çoğu kez bu sanal hayata gıbte ile bakmaya başlamışlardır.Yine bu demokratik ortam insanları baten daha doğal olmaya iterken, bazen de özellikle kişiliği oturmamış birçok insanın da kendini farklı tanıtma ve gizli yönlerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kimi insanlar, gerçek hayattaki davranışlarının üstüne sanal hayattaki dostlarını ilave etmiş daha fazla dosta sahip olmuşken, kimileri ise geyik muhabbeti yaptığı, rahatça saçmalayabildiği ya da kandırdıı insanlardan oluşan büyük bir topluluk meydana getirmişlerdir. İşte bu yüzden; kısa sürede sanal Dünya’da reel dünyaya benzemeye başlamış, içinde iyileri ve kötüleri barındıran bir dünya kurulmuştur. Olaya sosyopsikolojik açıdan yaklaştığımızda şu sonuçları çıkarmak hiç de zor olmayacaktır. “Türk insanı hep öldürmeye çalıştığı içindeki çocuğa İnternet sayesinde yaşama şansı tanımıştır.” “Aman etme, elleme, cıs, bir daha dokunursan öldürürüm, bak sana ben ne demiştim, daha ne yapıyorsun? Ayıp, günah, vah vahh bizim zamanımızda gençler böyle miydi?” gibi manipüle edici yani hareketlerini kısıtlayıcı ve moral bozucu sözlerin bulunmadığı bir dünyaya girince ya farklı kimlik kazanmışlar ya da gerçek kimliklerini bulmuşlardır. Hatta, gün boyu en yakın dostlarına bile vakit ayırmakta güçlük çeken, aylarca sinema, tiyatro ya da başka bir sosyal etkinlik yüzü görmeyen insanlar sanal alemdeki dostlarına öncelik verdiği için gün gelip, sanal arkadaşlarının gerçek dostlardan daha tercih edilir hale gelmesi de kaçınılmaz olmuştur. Öyle ki; gün boyu insanlardan kaçan o şahıs İnternet’teki arkadaşını görünce daha doğru bir ifadeyle kullandığı programda arkadaşının ismine rastlayınca büyü yapılmış gibi yüzünde gülücükler açmaya başlamıştır. Hatta, kilometreler aşıp sanal arkadaşlığı, reel dostluğa çevirmek için herşeyi göze alabilecek duruma bile gelmiştir. Artık zihninde, beyninde ve kalbinde o insanlar yer almaktadır. Sanal dünyanın sıcaklığı, bu insanı gerçek hayattan koparmaya başlamıştır artık. Hangisini tercih edersin sorusuna elbette sağdaki yani sanal dünya diyecek hale gelmiştir. Bunun da en büyük nedeni insanların dış güzellikten sıyrılıp, kalp güzelliği ile başbaşa kalmasıdır. Ya da birtakım önyargılardan sıyrılmış olmanın mutluluğudur. Tekrarlıyorum, şu an İnternet’te milyonlarca insanın kişilik oturma probleminden dolayı kimlik değiştirme psikozu yaşamakta olduğu doğru. Gerçek hayatta karşı cinsten birini görünce yüzü kızaran bir ton insan sanal ortamda aklına gelen herşeyi söylemenin sarhoşluğu ile saçmasapan şeyler yapabilmekte. Bunlar ihmal edilemez, bu yüzden realite, hakikat, ya da gerçek olarak kabul etmekten başka çaremiz yoktur. Zaten bu yazıyla amacımız da birşeyleri doğrudan değiştirme çabası değil, gerekli tespitleri yaparak konunun uzmanlarına öncü olabilmektir. Tüm anlattıklarımaza ispat ve örnek olmak amacıyla kendi hayatımızdan birkaç örnek vermek istiyoruz. İnternet sayesinde tanıştığımız ve dostluk ya da arkadaşlık kurduğumuz insan sayısı 11. Belki s ize tuhaf gelebilir. 4 yıl içinde sadece onbir kişi. 100 değil, 1000 değil. Ara sıra merhaba dediğim insanları da eklerseniz 20’yi geçmez. Adımı duyan insan sayısı yüzlerce olabilir ama samimi olduğum, devamlı konuştuğum insan sayısı 11. Bunlardan 2’si İzmirli, 1’i Ankaralı, 6’sı İstanbullu, 2’si ise Kayserili. Bunun dışında Kayserili ICQ Kullanıcıları Zirvesi’nde tanıştığım yaklaşık 10 arkadaş ve uzun süre listemde kalıp, fırsat buldukça şirketimin yani Uzay Eğitim Merkezi’nin ve kafeteryasının tanıtımına yönelik yazılar gönderdiğim yüzlerce insan. Belki yaklaşık 10 kişi de zaten tanıdığım telefon yerine iletişim için ICQ kullandığım kategorisinde. (ICQ: Karşı tarafın bilgisayarı açık olduğunda haber veren İnternet üzerinde iletişimi sağlayan yaygın programlardan birinin adı)Geyik muhabbeti yaptığım ise kimse yok. O işi zaten başkaları yeterince yapıyor. Bakın, ben net başında kişilik değiştirmediğim için tanıştığım insanlar da ruh olarak, duygu ve düşünce olarak bana yakın insanlar çıkıyor. Ancak; bu yazıyı yazacağım günlerin hayaliyle bir deney uygulaması mahiyetinde Kaynet’in sohbet odasına başka bir takma isimle girdim. Bu başka takma isim “Ayla” idi. Aman Allah’ım bir anda mesaj bombardımanına tutuldum. Bu kadar mı olur? Kendimi bir anda Magandaistan adlı ülkede hissettim. İnsanlar bu kadar seviyesiz olabilir. Bu kadar değişebilir. Sözün burasında eğer ICQ’nün MOSSAD tarafından kurulduğu bilinseydi, kendini toparlayacak olan insanlar bir gün karşılaşabilecekleri insanlara böyle davranmaya nasıl çekinmiyorlar? Bunun cevabını daha önceden vermiştik: “Baskıcı, zorlayıcı, beyni köreltici ve hür iradeyi engelleyici yetiştirilme tarzı. Ve Türkiye’de İnternet Gerçeği’nin daha devlet büyükleri açısından bile muamma yani UFO gibi bişi olarak algılanması. Hiç merak ettiniz mi? Kaç milletvekilimizin e-mail adresi var?Kaç milletvekilimz İnternet kullanıyor? Kullananlar kaç saat kullanıyor? Ve ne için kullanıyor?Bugüne kadar Tınaz Titiz dışında devlet kademesinde yer almış ya da yer almaya devam eden insan teknolojiye hakim veya teknolojiyle içiçe? Bu sorulardaki amacımız hesap sormak, ya da birilerini eleştirmek değil yine bir tespitte bulunmaktır.Sözün özü; sanal dünya insanlarımıza daha cazip gelmektedir. Bunun da 2 nedeni vardır:Yetiştirilme tarzıDevletimizin bu konularda yeterince bilinçli olmaması ve insanları yönlendirememesiİnternet bilinciyle donanmış bir topluma kavuşmak umudu ve ümidiyle…

Yorum Yaz