Bir Yaşam Tarzı Olarak Bilgisayar

306 defa okundu Yorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı

Bir Yaşam Tarzı Olarak Bilgisayar dediğimiz zaman neler olabileceğini anlatmak için, ilk başta epeyce bir düşündük. Ancak bir öykü ile işin içinden çıkabileceğimizi farkedince bir kahraman seçtik ve bu kahramanın gün boyu geçen hayatını kaleme almaya karar verdik. Aslında bir yandan da şu gerçeği inkar edemez durumdayız. Çünkü; bilgisayar gerçekten hayatımızın tamamına girmiş olsaydı, evden çıkmaya bile gerek kalmayacaktı. Bu yüzden hikayemizde bu iki durumu da anlatabilmek amacıyla kahramanımızın rüyalarını da size aktardık. Bu şekildeki anlatım tarzımızı bir tezat olarak değil, zıtlıkların uyumu olarak kabul etmenizi rica ediyoruz. Sözü daha fazla uzatmadan öykümüze geçelim.

(14.20 6.11.2000)

 

Bir Yaşam Tarzı Olarak Bilgisayar dediğimiz zaman neler olabileceğini anlatmak için, ilk başta epeyce bir düşündük. Ancak bir öykü ile işin içinden çıkabileceğimizi farkedince bir kahraman seçtik ve bu kahramanın gün boyu geçen hayatını kaleme almaya karar verdik. Aslında bir yandan da şu gerçeği inkar edemez durumdayız. Çünkü; bilgisayar gerçekten hayatımızın tamamına girmiş olsaydı, evden çıkmaya bile gerek kalmayacaktı. Bu yüzden hikayemizde bu iki durumu da anlatabilmek amacıyla kahramanımızın rüyalarını da size aktardık. Bu şekildeki anlatım tarzımızı bir tezat olarak değil, zıtlıkların uyumu olarak kabul etmenizi rica ediyoruz. Sözü daha fazla uzatmadan öykümüze geçelim.

Daha önce kaleme aldığımız Bilgisayar Hikâyesi ya da Bilgisayarın Hikâyesi başlığını taşıyan yazımızın devamı olma niteliğini taşıyan bu yazıda da kahramanımız Burak. Çünkü; biliyorsunuz Burak çok zeki, araştırmacı ve iyi bir gözlemci. Ayrıca; teknolojiyi de çok seviyor.

Burak, babasıyla konuşup uyuduktan sonra günün de etkisiyle rüya görmeye başlar. Rüyasında, tüm okullar kapatılmış; ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite diye bir şey yoktur artık. Ama, Burak bunu bilmediği için evden çıkmaya hazırlanırken, annesi günün erken saatleri olmasına rağmen, bilgisayarının başındadır ve Burak şaşkın haldedir. Çünkü; annesi hiç de panik halde değildir. Oğlum, sen hazırlan ve çık demeye de hazırlanmıyordur. Ve annesinin bilgisayarında bir insanın iç organları görünmektedir. Bunun üzerine Burak;

–          N’apıyorsun anneciğim? Sorusuna annesi;

–          Van’daki bir hastane ile görüş halindeyiz. Orada yatan hastanın, hastalığını bulmaya çalışıyoruz. Daha sonra da birlikte tedavisini yapacağız. Burak gözlerini açarak;

–          Ama nasıl ki anneciğim? Hasta Van’da, sen buradasın. Böyle bir şey olabilir mi?

 

Annesi; Burak’ı yanına çağırmış ve bilgisayarı göstermiş. Burak, ekranda hastanın iç organlarını görmüş ve sonradan kamera ile annesinin hastanın iç organlarını gördüğünü, zoom yani büyütme ve küçültme özellikleri ile görüntüyü yakınlaştırdığını farketmiş. Bu olay, Burak’ın çok hoşuna gitmiştir. Bu sırada babasını görmüş ve babasının eşofmanıyla duruyor olmasını yadırgamıştır. Babasına;

–          Babacığım, sen işe geç kalmıyor musun? Yoksa, bugün izinli misin? Demiş. Babası da;

–          Ben, şu an çalışıyorum, oğlum. Bunu duyan Burak, irkilmiş ve

–          Baba, sen  ne diyorsun? Sen İş Bankası’nın Sanayi Şubesi’nde çalışmıyor musun? Yoksa, banka bizim eve şube mi açtı? J

Babası, Burak’ı yanına çağırmış ve ekranı göstermiş. Ekranda büyük büyük rakamlar gören Burak, şaşırıp kalmış. Tam bu sırada hopörlerden bir ses gelmiş, bunun üzerine babası demiş ki;

–          Dur oğlum, müdür bey beni çağırıyor galiba.

Burak’ın babası, klavyenin başına geçip, müdürün sorduğu sorulara cevap vermiş ve tam bu arada Burak;

–          İyi ki kamera açık değil baba. Yoksa, müdür seni bu kılıklı görürse, iyi olmazdı herhalde. J Babası da;

–          İyi ki O’nun kamera da açık değil, çünkü O da evinde. Diye gülerek cevap vermiş.

Burak’ın kafası iyice karışmış, şaşkınlıkla sağa sola bakakalmış. Bu arada, annesi Burak’a seslenmiş,

–          Oğlum! Kahvaltıda neler istiyorsan, bunları robocop@bilgic.com adresine emaille bildir. İşe yeni aldığımız, hizmetçimiz kahvaltını odana kadar getirecek.

–          Tamam, anneciğim

diyen Burak, buna pek inanmamış aslında. Ama yine de odasındaki bilgisayarının başına geçerek, robocop@bilgic.com adresine hemen bir e-posta göndermiş. Ve yatağına uzanarak, kahvaltısını beklemeye başlamış ve o da ne, daha 10 dk. Olmadan Robocop içeri girmiş. Robocop bir robotmuş ve;

–          Günaydın, Burakçığım. İsteklerini getirdim. Demiş ve Burak daha da fazla şaşırmış.

Robocop, gerçekten de çok güzel bir robotmuş. Sarışın, mavi gözlü. Aynı gerçek gibi demiş, Burak içinden. Ama, sonra, yaw o bir robot, tuhaflaşma Burak diye telkinlerde bulunmuş. Aslında, en çok da babasının haline üzülmüş. Ama annesi açısından sevinmiş bu olaya. J

Kahvaltısını yaptıktan sonra, yatağının yanındaki telefonu göremeyen Burak, iyice afallamış. Arkadaşını aramayı düşünürken,

–          Acaba kim bana şaka yapıyor? Telefonumu kim sakladı? Demiş kendi kendine.

Ve hemence, annesinin yanına gitmiş.

–          Anne, benim telefonum nerede? Bir türlü bulamıyorum.

Demeye hazırlanırken, annesinin bilgisayarının ekranında anneannesi var. Tam bu sırada, ekran 2’ye bölünmüş, 2 yıl önce evlenen ablası da ekrana gelmiş. Sonra ise teyzesi. Burak;

–          Oooooooooo. Maşallah, yine toplanmışsınız biraraya demiş. Annesi de;

–          Allah’a şükür, hastalığı bulduk. Tedavi için gereken bilgileri verdim ben Van’daki hastaneye. Onlar, şimdi o işlemleri gerçekleştiriyor. Ben de anneannen, ablan ve teyzenle bir görüşüyüm dedim. Demiş.

Burak’ın annesi, anneannesi, ablası ve teyzesi web kamera ve mikrofon sayesinde sesli sohbet ediyorlarmış. Burak, bunları görünce, telefonun nereye gittiğini sormaktan vazgeçmiş. Çünkü; artık telefonlara ihtiyaç kalmadı diye düşünmüş, hemence.

Ve babası gelmiş,

–          Evvvvvetttttttttt tam 5 dk. Sonra kapının zili çalacak Burak, ve güzel bir sürpriz seni bekliyor… demiş. Burak;

–          Yoksa, artık gelecek postalar ile ilgili de mi email atıyorlar baba? J demiş. Babası da sadece gülümsemiş;

–          Bekle ve gör. Demiş.

Ve tam 5 dk. sonra zil çalmış. Kapıda bir adam;

–          İyi günler, biz TES Elektronik Oyunları Şirketi’nden geliyoruz. Burak Bilgiç’e bir paket var.

Burak iyice şaşırmış ve;

–          Benim, demiş. Ve kapıdaki adam;

–          Lütfen, üzerinde resminiz bulunan ID kartınızı şuraya takar mısınız? Diye bir cihaz göstermiş. Burak;

–          ID Kart mı? Şeklinde cevap verince;

Babası Burak’a yardımcı olarak, ID Kartı’nı göstermiş, Burak cebinde babası tarafından çıkarılan ek kart, öğrenci kimliği ve pasoyu göremeyince şaşırmış, ama kapıda adamı bekletmemek için hiçbirşey dememiş. Burak, çok şaşkın halde imiş. Lütfen şuraya imza atın, kimlik bilgileriniz, lütfen şeklinde sorular sorulmaması da Burak’ta şok yaşatmıştır. Kapıdaki adam, elindeki cihazın ekranını göstererek;

–          Kargo ücretini nasıl ödemek istersiniz? Lütfende, ekranda ismin karşısına parmağınızla dokunun, yeter.

Burak, babasının bankası olan İş Bankası’nı seçmek yerine, görevli kişiye, şöyle bir soru yöneltti;

–          Acaba, nakit olarak ödeyebilir miyim? Demiş.

Ve bu arada elini cebine götürmüş, o da ne hiç para yokmuş. Cüzdanına bakmış, orada da bulamamış. Tam, acaba ben paramı nerede harcadım, diye düşünürken, babası İş Bankası yazan yere parmağını dokundurmuş ve o da ne? Cihaz, bar bar bağırmaya başlamış, çünkü cihazda Burak’a ait kart takılı olduğundan, cihaz Burak’ın parmak izleri ile dokunan parmağı karşılaştırıp, aynı olmadığını farketmiştir. Bunun üzerine Burak, İş Bankası yazan yere dokunmuş, miktarı yazmış ve enterlamıştır. TES Elektronik Oyuncakçılık’tan gelen adamlar teşekkür ederek, oradan ayrılmışlardır. Burak, heyecanla paketi açmış ve deneyet setlerini görünce çok sevinmiş, babasının boynuna sarılmış, ardından da odasına giderek babasına e-kart göndermek yoluyla teşekkürlerini bir kez daha göstermiştir. Burak, babasına:

–          Baba, ne zaman sipariş ettin bu oyuncağı? Sen hep evdeydin, demiş. Babası;

–          Oğlum, www.tes.com.tr  adresine girmiştim, hoşuma gittiği için sipariş verdim. Ödemeiy kredi kartımdan yaptım ama alıcı ismine senin adını yazdığımızdan, gelenler seni sordu. Demiş.

Burak’ın çok hoşuna gitmiş. Öyle ya, babası hiç yorulmamış, ama bununla birlikte onu da oldukça mutlu etmiştir. Ayrıca; TES’in adını hep duymuş ve hep o tür deney araçlarına sahip olmak istemiştir. Bu arada, tekrar babasının ne yaptığını merak ederek, babasının yanına gitmiş. O da ne? Babasının gözünde bir gözlük var. Çok ilginç bir gözlük takan babasının, ne yaptığına anlam verememiş ve şaşkın bir halde bakmaktadır. Ayrıca, babası bir de ilginç kulaklıklar da takmıştır. Babamı rahatsız etmiyim düşüncesiyle, odadan çıkarken, babası;

–          Oğlum, gel bakalım. Demiş. Burak, babasını rahatsız etmiş olma düşüncesiyle  çekinerek, odaya girmiştir. Burak;

–          Babacığım, sen ne yapıyordun böyle? Demiş. Babası da;

–          Oğlum, kitap okuyordum. Senin girdiğine dair sinyal alınca, kitap okumaya ara verdim. Burak, daha da şaşırmıştır. Babası devam etmiş;

–          Senin resmini, hareketlerini ve seninle ilgili bazı bilgileri bilgisayara yüklemiştim. Sen gelince, hemen sinyal verdi, ben de ara verdim kitap okumaya. Burak;

–          Peki, baba. Bu nasıl kitap okumak? Hani kitap nerede? Deyince, babası;

–          Oğlum; kitabı bilgisayar okuyor, ben dinliyorum. Anlayamazsam geri diyorum, geriye gidiyor. Ayrıca; kitapta geçen olay, yer ve insanlarla ilgili animasyon ve görüntüler yardımıyla kitap daha kalıcı hale gelmiş oluyor.

Burak, sabahtan beri gördüklerine bir türlü inanamamış, acaba rüyada mıyım? Diye kendisine çimdik atmış, tam bu sırada gerçekten de rüyada olduğu için uyanıvermiş. Burak, rüya gördüğünü böylece anlamış.

Yorum Yaz