Sosyal Ağlar ve İletişim Ahlakı

YAZILARIM 6

İnternet tabanlı sosyal ağların ortaya çıkarak yaygınlaşması sonucunda, kitlesel iletişim imkanlarının artmasıyla beraber bireysel ve toplumsal ilişki, alışkanlıklar, ahlaki değer yargıları, özel yaşam, gelenek-görenek, ekonomi , ticaret, kültür, sanat ve diğer birçok alanda değişiklik gözlemlendiği herkes tarafından rahat fark edilebilir bir gerçek.

Sosyal ağlar ve sosyal ağların meydana getirdiği sosyal medya, zaman içerisinde çok ciddi sayılarda biranda şöhret olan insanlarla karşılaşmamıza da neden oldu. Birdenbire gelen şöhret ise bu insanların hızlı şekilde dejanarasyonunu da yanında getirdi. Asıl hedef topluma fayda sağlamak olması gerekirken, ne olursa olsun insanlar beni tanısın fikri ön plana geldi. Ne yazık ki, sosyal ağlar durduk yere her şeye kızabilen bir toplumu da hızla oluşturdu, tepki vermek yapıcı çözümler üretmek için alt yapı oluşturabilecek bir faaliyet olabilecekken, mantıklı mantıksız her şeye tepki vermek sosyal alışkanlık haline geldi. Çözüm yerine toplum içinde de birçok sorunun ortaya çıkmasına neden oldu.

Sosyal ağların gerçek amacı, eşitlik ilkesi çerçevesinde herkesin sesini duyurmasını sağlamak iken; sosyal ağları şöhret, maddi çıkar, kısa sürede zengin olma aracı, çeşitli amaçlar doğrultusunda yönlendirilebilecek kitle oluşturma aracı olarak gören insanların kötü emellerine alet olabilecek bir ortam haline getiren insanlar sosyal ağları iletişim ortamı yerine iletişimsizlik mekanı haline getirdi. Bunun sonucunda da, sosyal ağlar ile ilgili kötü tanımlamalar yapan kişilerin haklı hale gelmesine sebep oldu bu kişiler…

Sosyal ağ denilince akla sözlük, mizah dergileri, film ve diziler, kitaplar gibi sağdan soldan ne bulursam kopyalayıp yapıştırabileceğim ortam gözüyle bakan insanların sayısının her geçen gün artması, sosyal ağları çöplük haline getirmiş, üretemeyen insanların toplanma mekanı olarak yapılan değerlendirmeler de her geçen gün yoğunluk kazanmıştır.

Sosyal ağlarda da türeyen çeteler, birçok ortamda örgütlenerek insanları yanıltırken zerre kadar vicdani rahatsızlık duymadıkları gibi, bu işi bir başarı olarak görerek hareket ettikleri için faaliyetlerini bir an bile durdurmak istemedikleri için sahtekarlıklarını sorgulayacak bir mevki olsa bile dinlemeyeceklerini bağıra çağıra söyleyebilecek cesarete dahi sahipler. Bu sahtekarlar, toplumun birçok kesimi tarafından da “kaale alınarak” genç yetenek, genç yazar ve girişimci sıfatlarıyla birçok ortamda yer almak konusunda hiç vakit kaybetmediler.

Biz yine, fayda getirebilecek bir ortamı kendi kötü hedeflerimize alet ederken ve bu konuda hiçbir engel koymazken, hatta koskocaman şirketler, artık soysal ağlarda biz de yerimizi aldık diye reklam verirken acaba İngiltere’deki şirketlerin yarısı işyerinde sosyal ağları neden yasaklıyor, hiç düşündük mü?

Bir moda haline geldiği için hiç sorgulamadan, danışman desteği almadan baş tacı ettiğimiz sosyal ağlar, İngiltere’deki şirketlerin % 50’si tarafından, güvenlik sorunlarını da yanında getireceği endişesiyle yasaklıyor. Tabii ki bu yasağa rağmen, sosyal ağlardaki güncellemeleri bir an bile ertelememek amacıyla bu insanlar cep telefonu ile bağlanarak gerekli işlemleri gerçekleştiriyor.

Gerçek dünyada, kendini farklı göstermeyi alışkanlık haline getiren insanlarımız, sanal alemde de , adı sanaldır gerekçesiyle sosyal ağlarda da kendini farklı tanıtmayı normal olarak görüyor ve bu bakış onların ahlaki değerlere olan bağlılığını azaltarak farklı kimlikler ve kişilikler taşımasına neden oluyor.

Hergün ortalama 10 saat kullanılan ve 100 milyondan fazla kullanıcısı olan internet, gün geçtikçe farklı rekorları da kırıyor ama her geçen gün ilgi artmasına rağmen, kullanıldığı alan daha da azalıyor hissini oluşturuyor.

Gazete, haber, araştırma, film, dizi, müzik, sohbet gibi olumlu ve olumsuz yüzbinlerce yeni ve ilginç deposu olan internet her geçen yıl daha da büyüyor ve daha da karışıyor. Ancak, ihtiyacının ne olduğunu bilmeyen ve doyum sınırı olmayan insanlar ordusu nedeniyle birçok kesim tarafından “Günah Batağı” olarak nitelendirilmiştir.

Bu nitelendirmeyi, gazete haberlerine taşınan haberler de desteklemiş, cahil cühela takımın bilinçsiz hareketlerinin artmasıyla da matbaanın ilk geldiği günlerdeki tepki internet için de gösterilmektedir. Ama, bu durumda sormak lazım, “İnternetin Suçu Ne?”

İnternet denilince akla, eskiden paylaşım ortamları olan forumlar, bilgi siteleri, sanal kütüphaneler, özel ilgi alanlarına uygun elektronik gruplar gelmekteydi. Bugün ise sadece Facebook, bazıları için ise Twitter gelmektedir.

Aynı yerden maaş alan işyerinin elemanları gibi, her gün aynı saatte bilgisayarın başında olan, önce Facebook sonra ise Skype açan ve sadece “cevap yazan”, arasıra kendisine gelen güzel olduğunu düşündüğü e-mailleri başkasına yönlendiren milyonlarca insanlar var iken “İnternet ne yapsın?” diye sormadan edemiyor, insan.

Bazı kesimler tarafından, çok etkili bir reklam aracı olarak kullanılmakta olmasına rağmen, kullanıcıların çoğunluğu tarafından vakit öldürme merkezi olarak kullanıldığı ve kimliksiz, kişiliksiz insanların katılımda çoğunluğu oluşturması nedeniyle, sosyal platformun en başında gelen Facebook, “Sosyal Çöküntüler Merkezi” olarak nitelendirilmektedir. Bunca gerçek varken, böyle nitelendirmeyelim de ne yapalım? Ama , şu da bir gerçek kullanmayı bilmiyorsak, “Facebook’un Suçu Ne?” Arkadaşlarımın var, benim de olsun diyerek, “Sosyal Ağların, ağına takılan gençlerimizin suçu ne?”

Çevre kazanımı hususunda çok önemli faydaları olan Sosyal Ağlarda, kendinizi kaybetmez ve kendi kimliğinizle yer alırsanız inanılmaz derecede fayda görebilir ve kısa sürede insani ilişkilerde kendinizi geliştirdiğinizi görebilirsiniz. Kısacası; sanal dahi olsa edinilen arkadaşlıklar, sohbet ve kendini ifade etme yetisinin gelişmesine sebep olmaktadır. İlk başta sanal olan ifade kabiliyetini gerçek hayata yansıtma konusunda zorluklar yaşansa da, bu engeli zihinlerinde aşabilenler günlük yaşamda kendilerini ifade etme konusunda daha başarılı olduğu gözlemlenmektedir. Sosyal ağlar sayesinde, az da olsa kurulan gerçek dostluklar günlük yaşamda çok ciddi faydaları da yanında getirmektedir.

Bizi biz yapan değerlere sahip çıkmadığımız sürece sona doğru olan yoldaki başlangıç noktasından her gün koşar adım uzaklaşmaya devam ediyor oluşumuz, yalnızca bizim değil, tüm dünyanın önünde duran koca bir gerçekten başka bir şey değildir. Sosyal ağları insani değerlerin en başında gelen “Dürüst Ol – Samimi Ol” felsefesiyle kullananlar, iletişimde ahlaklı olmayı düstur edinenler, hem bu dünyada, hem öteki dünyada, hem de sanal alem olarak anılan internet ortamında kazançlı çıkacaklardır.

Bu değerlerden uzak hareket edenler ise, zelil ve rezil olmaktan kendilerini kurtaramayarak, ibret tablolarının başrol oyuncusu rolünde hayatlarını sürdüreceklerdir. Bu bilinçle hareket etmemiz dileğiyle..

Hakan TOPUZOĞLU

E-Ticaret ve Sosyal Medya Uzmanı

Eğitimci/Yazar

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

© 2019 Tüm Hakları Hakan TOPUZOĞLU'na aittir.